
28/29
ÖZETİ| Ocak tarihi, Türkiye Komünist Partisi (TKP) kurucu lideri Mustafa Suphi ve 15 Yoldaşının emperyalizme de
karşı verilen Kurtuluş Savaşına destek
vermek için Anadolu’ya dönerken Karadeniz’de katledilmelerinin yıldönümü. Kısa bir süre önce yayınlanan Mustafa Suphi - Karanlıktan Aydınlığa isimli kitabın yazarı Ahmet Kardam’ın kendisi de TKP ve sonrasında Türkiye Birleşik Komünist Partisi’nde siyaset yapmış; bu uğurda hem hapis yatmış hem de sürgün edilmiş birisi.Kitabın girişinde, “Yapabildiğimiz her yılın 28/29 Ocak’ında birtakım basmakalıp tarihsel açıklamalar eşliğinde ‘şanlı tarihimiz’ edebiyatıyla Suphi’yi ve 15 yoldaşını anmak ve bu vahşi katliamı örgütleyenleri lanetlemekten ibaret kalıyordu” diye yazan Kardam, Mustafa Suphi’nin Anadolu’ya dönerken asıl bel bağladığı Bolşevik Partisi ile Komünist Enternasyonal’in Karadeniz Katliamı karşısında “derin bir suskunluğa” gömülmüş olmasını kendi kuşağının TKP yöneticilerinin de açıklamadığını / açıklayamadığını vurguluyor.
ENTERNASYONAL BELGELERİ...Kardam, kurucuları
arasında yer aldığı Türkiye Sosyal
Tarih Araştırma Vakfı (TÜSTAV) arşivinde bulunan TKP’nin Komünist Enternasyonal’deki belgelerinden de yararlanarak o dönemin haberleri, Suphi’nin Yeni Dünya gazetesi de dahil bizzat kaleme aldığı makaleler ve raporları okuyup araştırınca, bugüne kadar gelmiş kimisi klişe bilgilerin ne kadar eksik ve bazılarının ne kadar dayanaksız olduğunu ileri sürüyor.Mustafa Suphi, Sovyet Rusya’sında 1918-1920 yıllarında özellikle Müslüman Komünistleri örgütlemek konusunda
verdiği yoğun çabanın ardından Anadolu’ya geçmeye
karar vermişti. Suphi Anadolu’ya dönüş kararıyla, burada sadece bağımsızlık mücadelesine katılmayı değil sosyalizme evrilme olanağı barındıran yerel meclislere (şuralara / Sovyetlere) dayalı, demokratik bir cumhuriyeti hedefliyordu.
MUSTAFA KEMAL İLE İŞ BİRLİĞİ İDDİALARIKitaba göre Mustafa Suphi’nin Ankara’ya dönmeye çalışırken Mustafa Kemal ile iş birliği yaptığı ve ona güvendiği değerlendirmeleri dayanaksızdır. Suphi’nin Türkiye’ye dönüş
kararı alırken bel bağladığı güvencenin Komünist Enternasyonal’in ikinci kongresinin kararları temelinde Bolşevik Partisi yönetiminden ve Sovyet Rusya’dan almayı umduğu destek olduğu anlaşılıyor. Peki, Mustafa Suphi
neden yarı yolda bırakıldı? Karadeniz Katliamı karşısında neden suskunluğa gömüldüler?Kitaba göre Bolşevik Partisi, 1920’nin ikinci yarısında dışarıda Polonya yenilgisi, içeride ise iç savaşın son bulması ve Batı’dan beklenen Dünya Devrimi’nin en azından
yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğinin görülmesi karşısında, kapitalist dünyaya karşı izleye geldiği politikada stratejik bir değişikliğe gitti. Sovyet ekonomisi acilen canlandırılmayacak olursa Ekim Devrimi’nin ve Sovyet iktidarının yenilgisi kaçınılmazdı. Başka bir deyişle, bu konu bir ölüm kalım meselesiydi. İngiltere’yle imzalanan
Ticaret Anlaşması ile bu anlaşmasının ayrılmaz bir parçası olan Türkiye ve İran ile imzalanan “Dostluk ve Kardeşlik” antlaşmalarının
arka planında böyle stratejik bir politika değişikliği yatıyordu.İngiltere, Türkiye ve İran’da kendisi aleyhine propaganda ve örgütlenme yapılmamasını Sovyet desteğiyle garanti altına alırken, Sovyet Rusya da Türkiye ve İran’ın kendisine karşı sıçrama tahtası
olarak kullanılmamasını garantiliyordu.
KARADENİZ KATLİAMI SUSKUNLUĞUBolşevik Partisi ve Komünist Enternasyonal, Karadeniz Katliamı karşısında suskun kaldıkları
gibi Mustafa Suphi ve yoldaşlarına karşı karalama ve karartma kampanyası da yürütülür. “Türkiye’ye dönüş kararının yanlış olduğu, bu yanlış adımın Mustafa Suphi’nin maceracılığının eseri olduğu” şeklinde işlenen düşünce hem Sovyet Rusya’daki hem de Türkiye’deki TKP yönetimlerine ve kadrolarına hakim olmaya başlar.Bu arada, Mustafa Suphi ile Bolşevik Partisi
arasındaki kırılma noktalarından birisi de Doğu sorunuydu. Ekim Devrimi’nden hemen
sonra yayımlanan“Rusya Halklarının Hakları Bildirgesi”nde, Rusya halklarına, ayrılma ve bağımsız devlet kurma da dahil olmak üzere, kendi kaderlerini özürce tayin etme hakkına
sahip olacakları vaat edilmişti. Zaman içinde Doğu’ya verilen vaatler tutulmadı.Suphi, “Yoldaş Lenin’in Doğu hakkındaki çağrısından taşan yüce ümit ve emelleri Asya’nın hudutsuz çöllerinde kaybolup gitti; çünkü [Bolşevik Partisi] Doğu’ya lâyık olan
önemi vermedi…” sözleriyle sayısız eleştirisinden birisini yapıyordu.Ahmet Kardam kitabında, Mustafa Suphi için “ulusların kaderlerini tayin hakkını, ‘hür milletlerin hür ittihadı’ esasına dayalı ‘Federatif bir Cumhuriyet’ hedefi olarak tespit edip Türkiye Komünist Partisi’nin programına sokan liderdi” diyor ve O’nun bu yönünün belleklerden silinmesinin yarattığı tahribatın büyüklüğünden bahsediyor.Bolşevik Partisi’nin Doğu
Sorunu ve ulusların kaderini tayini hakkındaki politika değişiminin Kafkasya, Orta
Asya ve hatta Kürt bölgesinin kaderini değiştirdiğini ve sorunların katmerlenerek büyümesine yol açtığını söylemek ise yanlış olmaz.
KATLEDİLMESEYDİ NELER DEĞİŞİRDİ?Son olarak, Mustafa Suphi katledilmeyip Anadolu’ya dönebilseydi neler değişirdi, onun kitaptaki yanıtına yer verelim:“…Katledilmeyip Ankara’ya ulaşabilseydi ve Bolşevik Partisi’nin, Rusya’nın desteğini alabilseydi, anti-komünizm (Türkiye’de)
daha baştan ‘devlet politikası’ haline gelmeyebilir, komünizm yasallığa sahip olabilir, her türlü demokrat/ilerici muhalefetin ‘komünizm’ suçlamasıyla bastırılması
mümkün olmayabilirdi. Suphi’nin kaybıyla Türkiye, henüz
çok dar olsa bile, Birinci Meclis’teki muhalefet yelpazesini genişletme imkânını, demokrasiyi, çoğulculuğu kaybetti…”AHMET KARDAM: 1945’te İstanbul’da doğdu. Tarsus Amerikan Koleji’nden sonra ODTÜ’de ekonomi okudu. 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbelerinde sürgüne gitti. Çevirmenlik, redaktörlük, yayıncılık ve Politika gazetesi
genel yayın yönetmeni yardımcılığı yaptı. TKP ve ile onun
yerine kurulan Türkiye Birleşik Komünist Partisi’nde
Merkez Komitesi üyeliği yaptı. Kutlu ve Sargın’ın ardından 1989’da Türkiye’ye döndü, 1991’e kadar hapis yattı. Çeviri ve makaleleri dışında kaleme aldığı kitaplar: CHP
Nedir Ne Değildir? (1976), Türkiye’de Siyasi Kutuplaşmalar ve
Seçmen Davranışları (Sezgin Tüzün’le birlikte, 1998), Eğrisi Doğrusu (Ayşe Dicleli ile birlikte, 2005), Mevlâna: Hamdım, Piştim, Yandım (2007), Cizre-Bohtan Beyi Bedirhan: Direniş ve İsyan Yılları (2011), Cizre-Bohtan Beyi Bedirhan: Sürgün Yılları (2013).
Karanlıktan Aydınlığa / Mustafa Suphi / İletişim Yayınları / 408 s. / 2020.
Editor : Şerif SENCER