
İnsanları ÖZETİ| görmemesi, onları duyamaması, onlarla iletişim kuramaması onu asla yıldırmamış. Eğitimini almış, kitaplarını yazmış ve herkes tarafından tanınmış.
Peki Helen Keller tüm bunları nasıl başarmış?
Helen Keller, ilk etapta 1880’de doğan sağlıklı bir bebekti.
Ancak bazı kaynaklara göre 19 aylıkken, bazılarına göre ise 2 yaşındayken ateÅŸli bir hastalık geçirdi ve bunun sonucunda kör ve sağır oldu. Hatta doÄŸru düzgün konuÅŸamadı da.Â
Hâlihazırda çok küçük olan Helen, bu problemler sebebiyle daha da huysuz bir çocukluk geçirir ve her geçen gün hırçınlaşır. Onun tekrar görmesi ve duyması için bir şeyler yapamayan doktorlar, en azından eğitimine devam etmesini önerir.
Bu sebeple Helen Keller’ın ailesi, doktorların önerisi ile telefonu icat etmesinin ardından dilsiz ve sağır çocuklara okuma yazma öğretmek amaçlı bir okul açan Graham Bell’e gider.Â
Graham Bell, Helen’in babasına Boston’da özel bir okuldaki öğretmenden yardım almasını önerir.
Böylece Helen’in yolu, onun hayatını değiştirecek olan öğretmen Anne Mansfield Sullivan ile kesişir. Anne, kısa bir süre içinde Helen’in öğretmeni olur. Üstelik bu öğretmen, Perkins Görme Engelliler okulundan henüz yeni mezun olmuştur.
Helen’e oldukça hassas yaklaşan öğretmeni, ona öncelikle konuşma dersleri verir. Böylece Helen, ailesi ile anlaşabilecek derecede sesler çıkarmayı başarır. Aynı zamanda kendini ifade edebilmesi için işaret dili de öğrenmeye başlar.
Duyma ve görme yetilerine sahip olmayan Helen, koku ve dokunma duyularının üzerine gitmekte karar kılar ve onları geliştirmeye başlar.
10 yaşına kadar insanlarla iletişim kurmayı başarır düzeye geldikten sonra Radcliff Koleji’nde eğitime başlar. 4 yıl sonrasında ise kendinden beklenmeyen bir başarı göstererek şeref öğrencisi olarak mezun olur.
Öte yandan öğretmen Anne, okulu bittikten sonra bile Helen’i yalnız bırakmaz. İlişkileri öğretmen-öğrenci boyutunu artık aşmıştır. Helen ise Anne’nin yardımı ile hayatını anlattığı bir kitap yazar.
Öğretmen Anne, bir süre sonra bir evlilik yapar ve Anne, eşi ve Helen aynı evi paylaşmaya başlarlar.
Anne’nin eÅŸi John sayesine kitaplarını yayınlamaya baÅŸlayan Helen, daha sonra yine onlarla birlikte New York’a taşınır ve orada tüm dünyaca tanınmaya baÅŸlar. Bu serüven, Helen’in birçok konferans vermesiyle devam eder.Â
1918’de ise Hollywood’dan gelen teklif üzerine, Helen’in hayatı film olur. Öte yandan konferanslarına hâlâ devam eder ve bunların gelirlerini Amerikan Görme Engelliler Vakfı’na gönderir.
3 yıl sonrasında Helen’in annesi vefat eder ve Anne hastalanır. Bunun üzerine Anne’nin uzun yıllar sekreterliğini yapan Polly Thomson, Helen’in yeni yardımcısı olur. Polly, tıpkı Anne gibi Helen ile dünyayı dolaşmaya devam eder ve birçok ünlü isim ile tanışmasına olanak sağlar.
Son katıldığı etkinlikte ise dönemin ABD Başkanı John F. Kennedy tarafından Beyaz Saray’da ağırlanır.
Akabinde de 1964’te Özgürlük Madalyası ve 75 yaşında Oscar alır. 1 Haziran 1968 yılında vefat eden Helen Keller’in külleri, Polly Thomson ve Anne Sullivan’ın yanına gömülür.Â
Helen’in hayatı sizce de hepimize örnek olacak türden değil mi?
Kaynaklar: Britannica, AFBİlginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz:
Editor : Åžerif SENCER